Putin nasıl Yeşil Mutabakatı yeniden önemli hale getirdi?

Avrupa Birliği, kriz döneminde bir kez daha iklim politikasına yöneliyor.

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nın yeni bir amacı var: Sadece iklim değişikliğiyle değil, aynı zamanda Vladimir Putin’le ve Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığıyla mücadele etmek.

Putin’in Ukrayna’ya saldırısı, Moskova’nın en büyük nakit kaynaklarından birinin kesilmesine yol açacak yeni bir birliktelik yaratıyor. Bu, Kremlin’in daha önceki saldırgan hareketleri sırasında defalarca vaat edilen bir şeydi; ancak asla yerine getirilmemişti.

Avrupa Komisyonu, gaz enerjisi tüketiminin yüzde 40’ı Rusya tarafından karşılanan

Avrupa Birliği (AB) ülkelerince kesin olarak uygulanması halinde, bloğun Rus gazına olan bağımlılığını bu yıl üçte iki oranında azaltacak ve bu on yılın sonunda tamamen bitirecek bir acil müdahale önlemleri paketi sundu.

Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, “Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın belli bir konuda hızlandırılması” şeklinde tanımladığı bu paketi, “bağımsızlığımıza yapılmış stratejik bir yatırım” şeklinde tanımladı.

Rus gazına bağımlılığı azaltmak için yapılacak ilk tasarrufların büyük bir kısmı yeni gaz tedarikçileri bulmaya yönelik olacaktı. Ancak AB, hızlı bir yenilenebilir enerji artışı yakalayarak ve enerji kullanımını azaltacak önlemler alarak yatırımı ikiye katlamak istiyor. Komisyon’un Yeşil Mutabakat Başkanı Frans Timmermans, bunu “muazzam bir fırsat” olarak nitelendirdi.

Savaş sonrası gündeme gelen yeni girişimler, Komisyon’un, krizden en iyi şekilde yararlanarak, bir kez daha Yeşil Mutabakat’a döndüğünü gösteriyor. AB, iki yıl önce, Yeşil Mutabakat’ı, pandemi kurtarma planının merkezine koymuştu. AB’yi 2050 yılına kadar iklim nötr hale getirmeyi amaçlayan Yeşil Mutabakat, şimdiyse Brüksel’e, Putin ve onun Ukrayna’yı işgaline karşı mücadelede ulusal başkentleri birleştirme yetkisi veriyor.

Yeşil Mutabakat’ın hızlandırılmasına yönelik girişimin riskleri de yok değil. Yükselen enerji fiyatları, daha fazla iklim yatırımı için halkın ne derece istekli olduğu konusunda nabız tutacak. Komisyon’un stratejilerinin işe yarayabilmesi için, bu hafta içinde Versay’da yapılacak gayri resmi zirvede bir araya gelmesi beklenen AB liderlerinin, bu çabanın arkasında durması gerekecek.

Bu zirvenin taslak sonuçlarına göre, liderler Yeşil Mutabakat’ın bazı kısımlarını hızlandırarak ve yeni gaz tedariklerini güvenceye alarak Rusya’dan yapılan fosil yakıt ithalatını kademeli olarak bitirecek.

Böyle bir girişim Putin’e çok büyük zarar verebilir. Bruegel Düşünce Kuruluşu’na göre, petrol ve gaz gelirleri, Rusya’nın tüm hükümet bütçesinin üçte birinden fazlasını oluşturuyor ve Rus doğal gazının yüzde 75’ini, ham petrol ihracatının ise yüzde 60’ını Avrupa alıyor.

Georgetown Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü ve “Klimat: İklim Değişikliği Çağında Rusya” kitabının yazarı Thane Gustafson, “Putin’in yaptıklarının, Rusya’nın ticari konumu için kesin bir felaketin habercisi olduğuna şüphe yok” açıklamasında bulundu.

DESTEK KAZANMAK

Krize verilen ilk tepkiler, bazı AB hükümetlerinin ve meclis üyelerinin de aynı fikirde olduğunu gösteriyor.

Almanya, 2035 yılına kadar neredeyse yüzde 100 oranda yenilenebilir enerjiye ulaşma hedefi için rüzgar ve güneş enerjisi sistemlerinin yayılımını hızlandırma planlarıyla Komisyon’un tavsiye kararlarının da bir adım ötesine geçti.

Bir diplomat, Kuzey ve Batı Avrupa’dan bir grup ülkenin, enerji verimliliği ve AB iklim mevzuatının yenilenebilir enerji dosyalarının hızlandırılması için özel bir baskı yaptığını söyledi. Avrupa Parlamentosu’nun en büyük grubu olan Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) merkez sağ milletvekilleri ise açıkça bu dosyalardaki hedeflerin artırılmasını talep etti.

Bir AB yetkilisi, Brüksel’in, Avrupa enerji arzını karbondan arındırma planına daha önceleri şüpheci yaklaşan AB ülkelerinin bile bu kriz sonrasında gözünün açıldığını söyledi.

Geçen hafta, 17 Orta ve Doğu Avrupa meclis üyesinden oluşan bir karma parti grubu, Komisyon’dan, işgali göz önüne bulundurarak yenilenebilir enerjiyi artırmasını talep etti. Grup üyeleri her ne kadar bölgelerinin kömüre bağımlılığını kabul etse de, Komisyon’un, “stratejik katı fosil varlıklarına yönelik yeni bir strateji” tesis etmek için çalışması gerektiğini söyledi. Timmermans, Rus gazı arzının azaltılmasını kolaylaştırmak için, ülkelerin kısa vadede kömür yakmaları gerekebileceğini söyledi.

Bazı politikacılar ise enerji tasarrufunu, çoğunluğun iyiliği için bir fedakârlık olarak savunuyor.

Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, herkes, kişisel enerji kullanımını azaltmak ve “enerji bakımından tam bağımsızlık” yaratmak için “çaba göstermelidir” dedi.

Almanya İklim ve Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Putin’in canını biraz acıtmak istiyorsanız enerji tasarrufu yapın” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, eğer Avrupalılar termostatlarını sadece bir derece düşürürse gaz talebi yılda 10 milyar metreküp düşecek. Bu miktar, mevcut Rus gazı ithalatının yaklaşık yüzde 6’sına tekabül ediyor.

Alman yeşil grupları hem yakıt hem de emisyon tasarrufu sağlamak amacıyla otobanlara hız sınırı getirilmesine yönelik yaptıkları çağrıları yeniden canlandırmak için Ukrayna’daki savaşa sıkıca tutunuyor.

SANCI NOKTALARI

Putin, Yeşil Mutabakat taraftarlarına, yeni ve güçlü bir toplanma çağrısında bulundu; ancak bloğun enerji ve iklim politikalarındaki böylesine çarpıcı bir değişim şimdiden stres yaratıyor. Bir AB diplomatı, birdenbire herkesin “hayali projesi” için bastırdığını söyledi.

Çiftçiler de son gelişmelere paniğe kapılarak tepki gösterdi. Yeşil Mutabakat’ın sürdürülebilir gıda politikasının zayıflamasına karşı baskı altında bulunan Tarımdan Sorumlu Komisyon Üyesi Janusz Wojciechowski, Brüksel’in, Mutabakat’ın bir kısmını gözden geçirmek zorunda kalabileceğini kabul etti.

Almanya, Rus gazı ve petrolü için alternatifler bulmaya çalıştığını söylese de Berlin şimdiye kadarki ambargo çağrılarını reddetti. Bakan Habeck ise, ithalatın birdenbire durdurulmasının yol açacağı yüksek enerji fiyatlarının “sosyal barışı” tehlikeye düşüreceğine dikkat çekti.

Almanya’da, muhafazakâr politikacılar, kömür ve nükleere kademeli şekilde son verilmesine yönelik planların ertelenmesi için çağrıda bulundu. Hükümet ise şimdiye kadar erteleme taleplerini reddetmişti.

Bavyera Başbakanı Markus Söder, “Rusya’dan yapılan enerji ithalatına ani şekilde son vermek, duygusal olarak anlaşılabilir bir tepki; ancak yerine yenisi konulmadığı müddetçe, bunun sonuçları bizim için soğuk ve pahalı olacak” dedi ve “Hala çalışmakta olan hiçbir şeyi kapatmamalıyız; bu, kömür ve nükleer için de geçerli” ifadelerini kullandı.

Polonya’nın en büyük kömür işletmesi PGE, Timmermans’ın, kömüre bağımlı ülkelerin yenilenebilir enerjiye geçmeden önce bir süre daha kömür yakmaya devam edebileceği yönündeki son yorumlarının, kömürün hızlı biçimde terkedilmesine yönelik şüpheciliğin bir delili olduğunu söyleyerek duruşunu yineledi. Polonya İklim ve Çevre Bakanı Anna Moskwa da Avrupa Birliği’ne, Emisyon Ticaret Sistemi ve Fit For 55 emisyon azaltma teşebbüsünü askıya alması için çağrıda bulundu. Bakan Moskwa, “Hadi Avrupa Birliği’nin güvenliğine ve enerji bağımsızlığına odaklanalım” ifadelerini kullandı.

Doğal gaz ihtiyacının toplamda yüzde 90’ını dışarıdan ve tüm hacmin yüzde 40’ını Rusya’dan ithal eden İtalya da, Rus enerjisini terk etmenin siyasi ve ekonomik sancılarından haberdar.

Von der Leyen, geçen hafta Brüksel’de, enerji bağımsızlığına yönelik söz konusu girişimi ilan ettiğinde, İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin hemen yanında duruyordu.

Draghi’nin önceliği, herhangi bir eksikliğin açığa çıkmasını engellemek için, yeni gaz kaynaklarının ve kömür santrallerinin çalıştırılması yoluyla İtalya’nın enerji arzını güvence altına alırken, aynı zamanda fatura ödeyenler üzerindeki etkiyi azaltacak önlemler almaktı.

Yunanistan ise ayrıca, enerji tüketicisi için fiyat artışının etkilerini hafifletecek bir AB dayanışma fonu kurmayı teklif etti.

Draghi ve diğer liderler, seçmenleri, rekor seviyede enerji fiyatlarının görüldüğü bu süreçte, enerji geçişi için daha da fazla kamu harcaması yapılması gerektiğine ikna etmeye çalışmak gibi zorlu bir siyasi gerçeklik ile karşı karşıya.

Başbakan Draghi, temiz enerjiye ve verimliliğe yapılan yatırımların er ya da geç faturaları düşüreceği gerçeğine karşın bunun tehlikeli olduğunu Timmermans’ın da bildiğini söyledi.

Draghi, “İnsanlar, artık evlerini ısıtamayacaklarından korktuğu için, bu mesajı duymayacak” dedi ve “Eğer politikalarımızın sürdürülmesi için destek bekliyorsak, bunu, büyük bir aciliyet bilinciyle ele almalıyız” açıklamasında bulundu.

Başkan Timmermans, AB, Ukrayna’da sergilediği “barbarlık” için Putin’i cezalandırmaya çalışırken, Avrupa’nın da sancılı bir süreç geçireceğini kabul etti. Timmermans, “aldığımız her önlemin bir bedeli olacak; ama katlanabileceğimiz bir bedel” ilkesi ile hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Kaynak: Politico

Bu haber, Muhammed Enes Gündüz tarafından çevrilmiştir.

Serkan Köybaşı tarafından yayımlandı

Dr Öğr.Üyesi, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: