İngiltere’de insan hakları savunucuları, iklim aktivistlerini hedef alan yeni yasanın iptali için Lordlar Kamarası’na çağrıda bulundu

İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın “demokrasiyi devirme girişiminden” vazgeçmesini talep eden dilekçe 300,000 kişi tarafından imzalandı.

İnsan hakları savunucuları ve çevreciler, ikinci kez görüşülmesi için Lordlar Kamarası’na gelen ve radikal iklim aktivistlerini hedef alan kamu düzeni yasasını iptal etmeleri için Lordlara çağrıda bulundu. Tasarı, diğer tedbirlerin yanı sıra protestocuların kendilerini bir objeye kelepçeledikleri “kenetlenmeyi” bir suç haline getirecek.

Liberty ve Greenpeace tarafından koordine edilen ve 300.000’den fazla kişi tarafından imzalanan, “demokrasiyi devirme girişiminin” reddedilmesini talep eden dilekçe, İngiltere İçişleri Bakanlığı’na teslim edildi.

Hukuk reformu örgütü Justice, Lordları “dayanaksız ve tehlikeli” tasarıyı reddetmeye çağırdı.

İnsan hakları savunucusu grup Big Brother Watch, yaptığı açıklamada, “Lordların özgürlükleri korumasının ve İçişleri Bakanı’nı protesto karşıtı planlarından vazgeçmeye zorlamak için harekete geçmesinin hayati önemde önemde” olduğunu söyledi.

Yeni kamu düzeni yasası, halkın toplanma ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaları genişleten, Lordlar ve avukatlar tarafından “acımasız” olarak damgalanan Polis, Suç, Hüküm ve Mahkemeler (PCSC) Yasası’nın hemen ardından ani bir şekilde gelerek tartışmalara neden oldu. 

Bu yasayla birlikte, geçen ay Lordlar Kamarası’nda görüşülen PCSC Yasası’nda dışarıda bırakılan bazı önlemler hayata geçecek. Dışarıda bırakılan önlemler; belirli kişilerin protestolara katılmasını yasaklayabilen emirleri, polisin insanları protestoyla ilgili bir suç işlemeyi planladıkları gerekçesiyle durdurma ve arama yetkilerinin genişletilmesini ve göstericileri “makul şüphe aranmaksızın” arama yetkilerinin yanı sıra yeni koyulan birkaç yetkiyi daha içeriyor.

Yasa tasarısı, göstericilerin kendilerini taşınmaz nesnelere veya birbirlerine zincirledikleri veya yapıştırdıkları, göstericilerin kendilerini kilitleyecek araçlarla gösterilere gitmelerini, ulaşım araçlarının çalışmasını önemli şekilde engellediği, ulusal altyapıya ve tünel açmaya müdahale ettiği, yani protestocular tarafından kullanılan eylemlerin neredeyse tamamını yeni “kenetlenme” suçları olarak belirliyor.

Zombi kılığına girmiş Greenpeace destekçileri, ellerinde “tasarıyı geri çekin” yazılı bir pankartla dilekçelerini İçişleri Bakanlığı’na teslim etti.

Greenpeace’in Birleşik Krallık politika danışmanı Megan Corton Scott, “İçişleri Bakanlığı’nda istenmeyen ve hoş karşılanmayan önerileri ve bunları kabul ettirmeye çalışan kişileri geri getirme konusunda süregelen bir çaba var gibi görünüyor” dedi. “Suella Braverman, Priti Patel’in bıraktığı yerden zombi yasa tasarısıyla devam ediyor, ancak barışçıl gösteri söz konusu olduğunda demokrasiyi devirme girişimi Lordlar tarafından daha öncesinde zaten reddedilmişti.”

“Aynı bir önceki hükümet gibi bu hükümetin de barışçıl gösteri hakkımızı bir kez daha çökertmeye çalışıyor olması, otoriteryanizmin bir yansımasını içeriyor. Lordların, bakanlar tarafından aynı acımasız önlemleri isimlerini ve etiketlerini değiştirerek yeniden getirme konusundaki kirli taktiklerini görmeleri ve bu sefer onların kökünü kurutmaları herkes için artık çok fazla önem arz ediyor.”

Düzenlenen yeni yasa tasarısı, kendinden önceki tasarı gibi özellikle son yıllarda açık bir şekilde fosil yakıt düzenini, yüksek hızlı demiryolu ağlarını ve Londra çevresindeki otoyolları hedef alan iklim aktivistlerinin neden olduğu aksaklılarla mücadele etmeyi amaçlıyor. Ancak Justice bünyesinde çalışan avukat Tyrone Steele, yasa tasarısı ile teklif edilen yeni suçların, barışçıl olan ve herhangi bir suç unsuru barındırmayan gösterileri de ilgili tasarı kapsamında suç kapsamına alma  ihtimalini barındırdığı konusunda uyarılarda bulundu.

Bununla birlikte Steele, uygulamaya konulmak istenen yasa tasarısı ile bir gece yarısı sokakta kol kola yürürken, işe gitmek için bisikletinizin kilidini çözerken ya da bir kafenin önüne köpeğinizi bağladığınızda bu eylemlerin ilgili yasa tasarısı kapsamında bir suç unsuru teşkil edebileceğini ve tutuklama, cezai kovuşturma başlatılması ve hatta hapis cezasına varan durumlarla karşı karşıya kalma riski içerdiğini sözlerine ekledi.

Big Brother Watch’ta hukuk ve politika sorumlusu olan Mark Johnson, tasarının polise verdiği yetkilerin “doğrudan bir distopik romanın sayfalarından geldiğini” söyledi.

Johnson, “Bazı muhafazakâr milletvekillerinin bu nefes kesici derecede otoriter tasarıyı küçümsemeleri dikkat çekici.” dedi. Tasarı Lordlar Kamarası’na taşınırken, Lorların özgürlükleri korumak ve İçişleri Bakanlığı’nı,  protesto karşıtı planlarından vazgeçmeye zorlamak için hareket etmesi hayati önem taşıyor.”

İşçi Partisi’nin tutarlı muhalefetine rağmen, Muhafazakâr Partili Lordlardan oluşan yeni bir grubun ortaya çıkmasıyla birlikte, yeniden gündeme gelen önlemleri ortadan kaldırmak için yeterince geniş bir koalisyonun toplanıp toplanamayacağı belli değil.

Yeşiller Partisi üyesi Lord Jenny Jones, İşçi Partisi’ni tasarıya karşı çıkmaya çağırdı. “Lordlar, polis devleti yasalarını kaldırmak ve özgürlükleri korumak için harekete geçeceklerse, İşçi Partisi’nin bu konuda hükümete karşı çıkmasına ihtiyacımız var” dedi.  “Bu yeni güçler sadece iklim aktivistlerine karşı değil, tüm sosyal adalet savunucularına ve hükümet politikasında değişiklik yapmak isteyenlere karşı kullanılacak.”  

“Lordlar bu hükümetin, yasal güvencelerimizle toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğümüzü çöpe atma ve Putin tarzı bir demokrasiyi empoze etme çabalarına karşı çıkma fırsatına sahipler.” 

İçişleri Bakanlığı sözcüsü ise, “Toplanma ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü, demokrasimizin temel ilkesidir ve Kamu Düzeni Yasası bunu değiştirmiyor. Ancak  gösterilerde uygulanan yıkıcı gerilla taktiklerindeki artış son derece tehlikeli, vergi mükelleflerine milyonlara mal oluyor ve savunmasız kişileri zarardan koruyan polisin kaynaklarını boşa harcıyor. Kamu Düzeni Yasası polise, göstericiler arasındaki İngiliz kamuoyunu rahatsız etmeye kararlı küçük azınlığı engellemek için ihtiyaç duydukları yetkileri vermek üzere hazırlandı” şeklinde açıklamalarda bulundu

Kaynak: The Guardian

Bu haber, BAU Hukuk Fakültesi LAW 2018 Current Constitutional Developments dersi kapsamında Dilara Damla Bayram, Ecenur Eyşi, Funda Karabatak, Mert Nahmias, Mert Efe Özdemir, Murat Kemal Uçarlı ve Sude Özsoy tarafından çevrilmiştir.

Serkan Köybaşı tarafından yayımlandı

Dr Öğr.Üyesi, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: